...:::wWw.Bg-Hit.cOm:::...
Bg-Hit.cOm Музикален форум-100% Хитове българска фолк музика, Само хитове и нова музика ...:::регистрация:::...
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 24 Mayıs 2012, 18:54:44
Turkish Bulgarian Russian English Greek German


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Razgrad ve Deliorman yöresinde kullanılan kelimeler ve anlamları  (Okunma Sayısı 1295 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Göksel

*****


..::wWw.Bg-Hit.cOm::.


Rep Puanı 89
Çevrimdışı Çevrimdışı


Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2,322
Tesekkür
Ettigi Tesekkür: 165
Aldıgı Tesekkür: 21544


Site








« : 06 Nisan 2010, 09:44:29 »



KÖYLERDEN DERLEME DELiORMAN LAFLAR


A


aadılmak: yaslanmak, abanmak

aamak: ahmak, budala

abba (ağababa): dede

abu: abla

açıkağazlı: söylenenleri anlamayan, tepki göstermeyen

açkı: anahtar

adamlık / adamnık ruba: düğün dernek ve cemiyette giymeye uygun temiz ve resmi elbise

aga: abi

ağda: pekmez

ağlanmak: şikayet etmek

ağnamak: yatıp yuvarlanmak (eşeklerin yaptığı eylem)

ahretlik: evlatlık

akçabardak: kardelen çiçeği

akına: Saf, öz, gerçek gibi manalarda kullanılır

alambur: ıhlamur

alatlamak: acele etmek

alaf: kuru yonca

alma: elma

amanet: (iş)- geçici verilmiş,gayri ciddi,

amsalak: ahmak

anantar: anahtar

anlatmak: sohbet etmek

annık: farklı tarlalar arasında sınır,belirgin şekilde toprak yığılır,kazılır

anteri: gömlek

appa gitmek: küçük çocuğun akrabaları ile birlikte misafirliğe gitmesi.Çocuk genelde bir büyüğün sırtındadır.(Büyük genelde arkada,çocuğun poposu altında ellerini kenetlemiştir)

araba palisi: küçük köpek, mecazi; başka birini etkisine kapılmak, körü körüne inanmak

arabartı: savurgan

arkalamak: desteklemek

aşlak: kötü, fena

aşlama: armut

avrık: patavatsız

ayaz: aydınlık

aydamak: sürmek

ayla: galiba

aymana: tembel

ayvan: hayvan

azıroncu: hazır işe gelip sahiplenmek, emeği olmadan faydalanmak



B


baaça (baaçe): bahçe

bahşış: hediye

bakır: Sapı olan ,ateş üstüne asılıp ta koyulabilecek bakır kap.Kalaylısı kullanılır ve onunla suya gidilir.İki tanesi suvacı* ile omuzda taşınılır.


balay: keşke

balton: palto

balkan: dağ

balon: uçak

bandirik: zora gelemeyen, nazlı

baraban: davul

bardak: testi

bayın: şımarık,kaprisli,nazlı

bayınga: nazlı

belber: berber

belemek: kundaklamak

belinlemek: uykuda sıçramak

bellemek: öğrenmek (bazen ezberlemek)

beygir: at

bıcı: kaz yavruusu

bıcınmak: incinmek (el, kol, bacak)

bıdi: ördek yavrusu

bılaşmak: başlamak

bıldır: geçen sene

bırakışmak / bırakılışmak: boşanmak / nikah iptali

bırantı: eskimiş,kullanma hayatı sona gelmiş,genelde mekanizmalar için,ama canlı için de olabilir.

bırkalamak: karıştırmak, kurcalamak

bii çala: az ,veya belli zaman sonra (Bii çala sonra köy göründü)

biiden: ansızın

bilazer: beraber sünnet olan çocuklara birbirinin bilazeri olur.

bittide: en sonunda (Seviştiler,Çekiştiler,bittide uslanıp barıştılar)

bokluk: çöp, çöplük

borana: çılbır

bostan: kavun, karpuz ve salatalık yetişen tarlaya demir

börülce: fasulye

brantı: hurda

bulanmak: kirlenmek

burgucu: demir işleriyle uğraşan çingenelere denir

buzlu: dondurma

bürüncük anteri: düğünlerde kadınların giydiği keten gömlek

büzükteş: yakın, kafadar, birlikte olan


C


cenabet: yaramazlık yapan,süslenen,farklılık sergileyen

cıbır: tahtadan yapılan hacmi büyükçe bir kap.İçine genelde “turşu kurulur.

cici papu (yımırtalı ekmek): yumurtaya bandırılıp kızartılmış ekmek dilimi

cingilbaş: ellerini ileri uzatıp, yere dayanarak,baş üzerinden ileri tekerlenmek. Küçük,büyüyen çocuklarda,denge duygularını geliştirmek amacı ile teşvik edilir. Hadi cingilbaş yap yavrum !”


Ç


çaapak: yemek kepçesi

çaaşır: çakşır,geniş paçalı ve avlı ,pantolon tipi bir erkek elbise

çatrık: dörtyol ağzı

çember: başörtü

çekişmek: kavga etmek

çepiş: oğlak ya da saçı kötü kesilmiş çocuk

çom çom: deste deste avuç içi,öbek öbek

çökelek: lahananın göbeği

çükü: küçük çocuklarda penis

çetin: dayanıklı

çeşint: çeşit

çıbı: hoşt

çıbık: çubuk

çığırmak: çağırmak, davet etmek yada türkü söylemek

çıpka: üzüm salkımı

çiiz: çeyiz

çini: tabak

çipik: bot

çiten: küfe

çotuk: kütük

çönmek: üstüne çullanmak

çöplü: arasına yün doldurulmuş iki kat kumaştan dikilen kışlık şalvar

çörtlen: çayırlık

çövmek, çövünmek: zıplamak

çüğdürmek: küçük tuvalet ihtiyacını görmek

çükündür: pancar

çüü ve.. : köpeklere hoşt demek amacıyla kullanılır.


D


dada: bebek

dakılmak: kovalamak

dalamak: (köpek için) ısırmak

dam: ahır

darılmak: azarlamak

define adam: çok bilen kişi

deliboran: şarap için konulan üzümün şırasının alkollü hale gelmeye başlaması,içmesi çok keyifli ama kafaya vurur.

dınki: kot pantolon

dızmana: bol sütlü ve peynirli hamurdan börek

dibek: ağaçtan veya daha büyükleri taştan yapılan, içinde elle buğday, hububat, kurutulmuş biber kırmızı biber için), kahve v.s dövülen havan tipi bir eşya.

dibelek: kısa boylu şişman erkek (Torlak,Ezerçe)

dimi: sırf yünden dokunmuş kumaş

dingil (adam): yüksek ve aptalcana

diren: çatal, yaba

divermek: söylemek (bazen de ihbar etmek, ispiyonlamak)

dolaşmak: ziyaret etmek

don: şalvar

donak dede: noel dede karşılığı uydurulan ad

donanmak: güzel giyinmek,süslenmek

dudu: kardeş

dumansıl hava: sisli hava

dumansıllanmak: nezle olmak

dumarlanmak: nezle olmak

düdükkemiği: kavakkemiği

dürmek: katlamak

düttürü adam: gayrı ciddi ,boş,büyük ama kof laf konuşan erkekler için kullanılır

düzenleeğ: evde kullanılan kücük tamir aletleri (tornavida, kerpeten, testere vs...)

düzmek / düzünmek: süslemek /süslenmek


E


ekin : buğday

ekti: görmemiş, sonradan görme

elbet: elbette

ellik: Ahşap malzemeden orak biçerken el kesilmesin,korunsun diye hazırlanan “eldiven”.Genelde sol ele göre,farklı ebatlarda hazırlanır. Ucu tek “gaga” gibi uzun ve yamuktur.Amaç orağın biçtiği “bir el ekini”,deste’yi büyültmektir.(orak biçmede verimliliği)Her kişinin özel “elliği” vardır,belirli yaşta ona göre hazırlanır,”işe olgunluk” mertebesidir.Genelde kadın ve yetişkin kızlara hazırlanır. (Torlak)

emecek: emzik

enikonu: ciddi ciddi,harbi

enik: küçük çocuklara hitap için kullanılır

encek: küçük çocuklar için kullanılır

enceklemek: yavrulamak.. (bankadaki paranın coğalması içinde kullanılır)

engin: güzel, kıyak

engin adam: ruhu ,huyu ve fiziki olarak iyi insan

esaba gelmiş (kız,çocuk): evlenme çağına gelmiş

esmer vatandaş: çingene

F


falfara: sözün nereye gideceğini düşünmeden konuşan

fanmak: yorulmak

fasıl: acayip,sıra dışı (Çok fasıl bir kız)

fasle: fasulye

fason satmak: kendinde olan, veya yeni edinilen, bir şeyle gösteriş yapma

feniktirmek: gaza getirmek, coşturmak

fıılamak: kendinden geçmek, bozulmak, bayılmak (Orak biçerken fıılamış, sıcaktan olabilir)

fışkan: ince ve esnek dal (dayak atmakta kullanılır)

fıt fıt: sık sık düzey hareket,”fıt öte fıt beri”

fıydırmak: atmak

fingirdemek: gülmek

firon: çingene (Seni firon seni.. utanmaz aşlak** köpek)

foga: yalan, hile, düzen

fogacı: yalancı, hilecı, düzenbaz

fogalamak: ispiyonlamak

futa: bez


G


gaci (gace): sevgili, manita

gagalamak: yeni yapılmış bir yemekten evin annesine çaktırmadan tatmak.

galak: baş

gaval: tüfeklerde özellikle av tüfeklerinde, tek gavallı ya da çift gavallı tanımları olarak kullanılır

galak: çok

geçirmek: yolcu etmek, uğurlamak

geçinti etmek: gizlice şikayet etmek

gege: kanca

gelinkadiş: gelincik hayvanı

geveze: mızmız

geycik (gercik): süs

gırnata: klarnet

gıtsi: domuza hitap. Lakap olarak duymuşum. Gıtsi Şükrü (Bu adam gençliğinde zengin Bulgara “çırak” gitmiş-domuz bakmış,yani küçümsenen kişi)

gıygı: keman

gicikli: uyuz

gidişmek: kaşınmak

gocuk: içi kürklü palto

godik: eşek yavrusu

gogi: deli

gogilemek: delirmek

gogu: küçükleri korkutmak için uydurulmuş canavar.. burnu karıştırınca çıkan şeylere de denir.

gozi: zıpır, farklı davranışlı

gökkolanı: gökkuşağı

gölmek: gömlek

göregör: başkalarından gördüğünü yapan, taklitçi

gözer: büyük kalbur

gözletmek: gözetlemek

guguuçuk: kumru

gübür: çöp

gülbubusu: kuşburnu

gündöndü: ayçiçeği

günübütün: bütün gün

güpürtü: 1-pataküta dayak. “açan seslemesin, buban gelsin işten görecen o vakit güpürtüyü”
2-iş için, çok yoğunluk. “aba günübütün* sade işleyiiz gayet* güpürtü var”

güvee: damat, güvey


H


hacıbuba: kırlangıç

haçan: madem

halaşa: hantal at

halva: helva

hamam: banyo

hampa: hantal

harahoy: dağınık ve başıboş.

hayta: it, mcz. serseri

holigan: serseri

humayın: patiska gibi srımtırak renkli kumaş


I


ırgalamak: sallamak

ısım: akraba

ısmık: sümsük, sünepe

ıştınmak: konuşmak




İ


içik (seğfoş): sarhoş

iğliz: kendini bırakmış tembel kişi

ileeden: önceden,önden

ilene: leğen

iğlenmek: oyalanmak

ilenmek: beddua etmek

ilkyaz: ilkbahar

imik. beyin

inge: yenge

inser: çivi

iskirmek: birinin aleyhine doldurup saldırtmak

iskemle: sandalye

isla (isle, ıslah): iyi

işlemek: çalışmak


K


kabağmak: şımarmak, kabarmak

kabara: raptiye

kaçmak: koşmak

kaç buradan: git buradan

kadın: çok güzel

kahya: düğünlerde konuşma ve tanıtım işini üstlenen kişi,kamber

kakavan: boşboğaz

kakirdemek: soğuktan tir tir titremek

kalan: artık, bundan sonra

kalp: tembel

kalbur: un elemek için kullanılan elek

kana: sürahi

kancık: hafif kadın

karaca: geyik

karakepçe: dedikoducu kadın,laf taşıyan kadın için söylenir

karabakal: karatavuğa benzeyen ,daha ufak bir kuş.

karamuk: böğürtlen

karayaz: esmer

karşılamak: ağırlamak

kaşkaval: kaşar peyniri

katana: kalın kaba etli kadın

katanak: içi bozulmadan kırılmış ve temizlenmiş ,içi bütün kalmış, ceviz

katık: kaymak

kav: kimi ağaçlardan koparılıp kurutulan mantar. Çakmak taşı kenarına konulur. Çakmak vuruşu çıkan kıvılcım kava düşer,kavı ufakça tutuştur.Bundan ateş,sigara yakılır.Yanan kavın
kokusu çok nefistir.

kavi: iri yapılı

kekirdemek: soğuktan tir tir titremek

kelek: kavun

kenef: ayakyolu

kerpeten (gerbeden): pense

keskin: sert. Genelde rakı için kullanılır. “aba bu rakı keskinmiş, gradusu üüsek sigur”

kesme: odun parçası,dayakla tehdit edilirken kullanılan kelime. (Bii kesme alıveriisem sana!)

keşirlik: çalılarla kaplı ve sapa yer

ket vurmak: engel olmak

kezlemek: nişan almak, gözüne kestirmek

kıfı: komik

kıral: akasya

kırkma: perçem

kırkmak: (tüy ya da saç) kesmek

kırlatmak: birini canından bezdirip bir mekandan kaçırmak

kıti: tavuk, mcz. beceriksiz kişi

kıtiklemek: meşgul olup oyalanmak ama ortaya bir iş çıkaramamak

kırkma: perçem

kırkmak: (tüy ya da saç) kesmek

kırlatmak: birini canından bezdirip bir mekandan kaçırmak

kırnak: güzel, nazik

kırvat (krevat): yatak

kirez: kiraz

kiriş: evlerdeki duvarlarin destek yerleri

kitlemek: kilitlemek

koca: büyük

kocabuba: amca (babanın küçük kardeşine denir)

küçükbuba: amca (babanın abisine denir)

koçara: mısırların saklandığı kulübe, mcz. dağınık yer

koçu: canım, cicim manasında

kofa: kova

kolan: pantolona takılan kemer ya da emniyet kemeri

kolega: erkek iş arkadaşı

kolejka: bayan iş arkadaşı

kolluk: bilezik

kombak: takla

kombaklanmak: takla atmak

kombayna: biçerdöver

kompanya: arkadaş ortamı ve eğlence ortamı

kompir,kumpir,kumpii: patates

komsomal: düğünlerde takı sırasının dışında gençlerden (genelde kendi yaşıtlarından) para toplayıp bu parayı sonra gelin ve damada devreden genç

kopanar: kaşıkçı (çingene)

kopoy: av köpeği, mcz. serseri

koru: dağ, orman

kosa: tırpan

kosalamak: biçmek.

kosacı: Biçen kişi.

koşalamak: kovalamak

kotika: el arabası

kozgaltmak: gaza getirmek, coşturmak

kömür: pil anlamında da kullanılır

köse: kısa boylu

kösere: keskin alet bileme taşı. Marangoz tezgahlarında çırak, acemi tarafından “Kösere taşı” döndürülür.Taş yuvarlaktır. Ortasından sabit dingil geçer.Dingile bağlı sap vardır. Sap çevrilir, kösere döner. Bileyici usta kesici aleti biler.Yorucu iştir. Soğutmak amacı ile kösere taşının bir ucu hep gavanda bulunan sudan geçer.


kösteklenmek: ayağı takılmak

kral: akasya

kubarmak: şımarmak, kabarmak

kuduğru: tahmini, rasgele

kulazlamak: görücü usulü evliliklerde arabuluculuk yapmak

kula: kumral

kuli: tay

kupon: parti yapmak. Müzikli,yemekli ve içmekli eğlence düzenlemek

kurka: ceket

kuşku iysan: uyanık insan

küflü: dağınık, pis, iş yapmayı sevmeyen insan



külhan: iki odada bulunan, duvara gömülü ocak, soba. Aş evinde (1.odada) sobanın içinde ateş yanan, yemek yapılabilen kısmı..Burada sobanın fırın kısmı, tucları, kapakları. Diğer 2.odada genelde yatak odası, sobanın sırtı, yani sıcaklık temin eden kısmı. Buraya dayanıp keyiflenenlere, boş zaman geçirenlere vs. külhan bey denilir.

künte künte: top top (kumaş)

küpülü: taşana dek dolu

küpülemek: ağzına kadar doldurmak (şifyor avtobusu epten küpülemiş)

kürtün: kar fırtınası


L


lagaluga: boş laf konuşmak

lenta: fotoğraf filmi

lokum: pesmetin bir başka adı

loşumak: mayışmak, uyuklamak

lölü: “boynuzlarından güdülen aptal” adam ya da aldatılan kadın. Gülünç duruma düşmüş

löpen: şişman ve hantal kişi

löpletmek. Büyük bir lokmayı bir kerede yemek ya da hızlı yemek yemek.


M


maana bulmak: kusur bulmak, kınamak

macar: sarışın

macın (macun): pekmez

mağaza: kiler

makak: baston

malay: mısır ekmeği

malina: ahududu

mallim: öğretmen

mam demek: yemek yeme

manca: yemek

mariz: dayak

marizlemek: dayaktan hasta etmek,dövmek

markuç: hortum

martaval: yalan

maskara: terbiyesiz kişi

maytap geçmek: alay etmek, dalga geçmek

meci: imece

meçik: davul tokmağı

mekere: sıska

memişhane: ayakyolu

mendil: başörtü

mıni: hindi

mısmıl: iyice, adamakıllı

mışkırmak: kızarak kendi kendine söylenmek

mıymıy (kişi): sürekli memnun olmayan adam,kadın,çocuk

mihor: alkolik

millet insanı (milletten insan): çingene

misir: mısır

miskin: pis, kirli

mişmaş: menemen yemeği

mokan: inat

moki: sürekli homurdanan asık suratlı kişi

mokurdanmak: somurtmak

molik: kalın sopa, çoban sopası

moo domati (mor domatez): patlıcan

mora: ince ipten dokunmuş kumaş

mos: asık suratlı

mufta: avanta, bedava

muftacı: avantacı

musafir: misafir

mustafacık: uğur böceği


N


nağlamak: bağırmak

nafile: kötü

nakkere: boş yere, boşuna

nallamak: utandırmak amacı ile bir genci akranları önünde haklı eleştirmek

namazlağ: seccade

narin: iştahsız

nari-nuri: yemek yemeye nazlanan küçük cocuklara denir

nemse: verimini arttırmak üzere özel ıslah edilmiş yonca otu cinsi .Kuzeydoğu Bulgarista’na tohumu Avrupa’dan getirilmiştir.Rumeli Beylerbeyi Mithat Paşa zamanı aklımızdan geçer. Menşei Almanya’dır. Nemse otu (nemska zemya)... Bulgarlar’da da benzer kelime oyunu olmuştur. Lütserna (detelina) adı Lütsern (İsviçre) adından gelmiştir. Türklerin kullandığı nemse = lütserna Bulgarların kullandığı kelime ile aynı kapıya gelir. “Nemse biçme-e gittim”; “Nemse’yi kosalamış”

nine: anne


O


onuştan: bundan dolayı

oranda: hane halkı

oroz: horoz

otalamak: zehirlemek


Ö


ödelek: korkak (erkekler için çok kırıcı “yazık sana ba, seni gidi ödelek!!!” denir)

öte yaka : köy meydanından daha uzakta bulunan mahallelere denir.


P


paadı (pardı): değnek

pabıç: terlik


paçarız: yüzsüz,kaba,agresiv

padi: ördek civcivi

pağdı: meyve ağaçlarından meyveleri yere düşürmek için kullanılan sopa

paklamak: temizlemek

pala: örtü, battaniye

palapırtı: özel bagaj- elbise,yorgan döşek ,ufak eşya gibi

palaçor: dağınık, düzensiz (kişi)

pali: köpek yavrusu

palilenmek: bir çıkar için birinin etrafında dolanmak, yalakalık yapmak

pança: avuç

pançalamak: avuçlamak

pandar: bekçi

paperos (papiroz): elde ve dudakta sarılan sigara

papığ(papır): dere kenarlarındaki sazlık

papi: küçük yaşta Fatma adlı kızlara hitap

papin: sakar ve beceriksiz

papinlenmek: sakarlik ve beceriksizlik yapmak

papu: küçük çocuklarla konuşulan dilde “ekmek”

parpıllamak: közde pişirmek

partizan: serseri

pastıranlık: yüksek ot ve ufak çalıdan oluşan gürlük

patırdak: motorsiklet

patırda(n)mak: söylenmek

pat: belediyelerin koyduğu oturaklara denir. Köyde el yapımı olarak her evin önünde bulunur.

patırdamak: dırdır etmek

pati: küçük çocuklarla konuşulan dilde el ve ayak. -“Uzat patini …”

patkan: büyük fare

paysınmak: başlamak

payvantlamak: hayvanı otlamak üzere bir yere serbestçe bağlamak

pazı: yufka

pelik: saç örgüsü

penez: sahte altın

pençere: pencere

pensiya delisi: bunak

perdesiz: utanmaz

pesmet: yağda kızartılan hamur

peşkir: havlu

pıçı: oğlak

pıdik: papaz eriği

PığPığlamak,pağpılamak (pırpırlamak),çıtırdatmak: biber közlemek

pındık: fındık

pıngaç: kurnaz,

pıngaç teke: kadınlara çok sulana kişilere denir.

pırıldak: dönen

pıti: yumurta

pıtpıdik: bıldırcın

pıtret: fotoğraf

pide: börek

piipi: hindi

piipi: kılıbık anlamında da kullanılır (karı piipisi)

pipa: bir işe çok iş harcayan, gereksiz oyalanan

pipalanmak: bir işe çok iş harcayip gereksiz oyalanmak

pirelenmek: içinden kızmak,işkillenmek,rahatsız olmak. Bu tür kişilere “Nere ninenin gözüne pirelenosun” denir. (Ezerçe köyü)

pirişikli kişi: sinirli adam, kadın,çocuk

pişikmek: mızıkçılık etmek, yarı yolda bırakmak

pişi yapmak: çiş yapmak

pişnik: mutfak, pişirme yeri

piyazlamak: koruyup desteklemek, nazlandırmak

pootuk (portuk): kof

popara: eski ekmekler sıcak sütle ıslatılıp yenir. (En güzeli piinirli popara)

poporos: kalın sarılmış tütün

pöflek (kişi): salık adam,kadın

pupucuk: güzel kız (argo)

püsür: tembel


R


reis : otobüs


S


saamısak: sarmısak

safari: kot mont

sağyağ: tereyağ

salma: çok yaramaz hiperaktif çocuklara denir.
“Aba nasıl uşak var onlaada bu kadar salma encek görmedim.

salmak: havlamak

samut: kulakları iyi duymayan demek olsa da salak anlamında kullanılır

sapare: cafelerde bulunan koltuklar

sarcaali: eşekarısı

sarmaşmak: sarılmak

savaşmak: uğraşmak

savulmak: çekip gitmek

savuşmak: çekip gitmek

saya: ağıl, hayvan ahırı

sayim: pazartesi

sayvant: kenarları açık, yüksek tavanlı yapı

sefte: ilk defa

seki: iskemle

seme: sersem

senişmek: solup buruşmak (daha çok bitkiler için kullanılır)

sergen: raf

seslek: laf dinleyen, itaatkar (Sali çok seslek çocuk, bubasını çok sesleyeri)

seslemek: dinlemek

sıbıtmak: atmak

sınaşmak: alışmak

sızdırma: kavurma

sigur: herhalde

sini: sofra

sinkota: pinti, uyanık

sacayak: demirden üçgen şeklinde kaynatılmış,üç ayaklı ateş üstüne konulan alet.

sipsi: kimi ağaç türleri dallarından yapılan düdük. En iyisi ilkyazın “salkım söğüt” dalından yapılır.

soğukluk: hoşaf

som: asık suratlı

somak: burun

somun: ekmek

sosal: büyük fare

sundurma: köy evlerinin üst katlarındaki balkon yada çardak şeklindeki çıkıntıya denir (veranda)

sunmak: bir işi yapmak için istekli davranmak (Meemet aganın çocuu çok işe suneri ba..)

susak: içi boş süs kabağı

susuru (susığırı): manda

suvacı: özel seçilmiş biraz ortası eğri değnek.İki ucunda bakır, kova, sepet yerleştirmeye yerler vardır. Ortası omuza koyulur ve taşınılır.su+ağacı.

suvan: soğan

sündürmek: çekip uzatmak

sünecek: lastik

süreeç: bulaşık bezi

sürgün: ishal

süsmek: boğanın boynuz atması

süven: kazık


Ş


şantik: şırfıntı, orospu

şapita: bulunduğu yerde eğreti duran nesne

şapşak: maşrapa

şaşbeş: şaşkın

şatala: biraz alık,sersemlemiş kişi ”Bırak şu adamı görmoor musun şatala olmuş…”(Torlak köyü)
şefteli: şeftali

şelâke: üstte eğreti duran ince giysi

şııtan: şeytan

şııtan arabacığı: bisiklet

şılak: parlak

şıltık: karakteri ve “ağzı” çok bozuk, arsız,yüzsüz,küstah o..pu

şıp: Duğunlerde kadınların giydiği parlak kumaştan yapılma parlak renkli salvar ve yelekten oluşan geleneksel kıyafet. Bu kıyafetlerin diğer adı BiNDALLI.

şimşirik çakmak: şimşek çakması

şişek: kuzu-şişek-koyun (yaşlarına gore)

şivşelemek: birinin aleyhine doldurmak

şopar: çingene

şırlan: sıvı yağ

T


takaza etmek: başının etini yemek

taliga: at arabası

taraf: memleket

tarator: cacık

taraşlamak: bir şey bulmak için gizlice karıştırmak

tarikat: havalı

tati yapmak: uyumaya yatmak

te: işte

tekerlek: bisiklet

tekerlenmek: yuvarlanmak

tekese: tarım ve köy işleri kooperatifi

tekne: içinde çamaşır hatta bezen küçük çocuk yıkanılan büyük metal kap

tentene: dantel

tepmek: topa vurmak manasında

tete: teyze

tezpişti: un helvası

tıkıcık: hıçkırık

tıkız: sert, güçlü-kuvvetli

tıkız kafalı: anlayışı kıt, mantıksız.

tıngırtı: ses, seda

tınmın: sessizlik

tii: evet

titiz: sert, asık suratlı

titsinmek: tiksinmek, düşünce dışı nefret duymak

tokat: köy evinin büyük dış kapısı (at arabası yada traktör geçebilecek kadar geniş olur)

toparlak: yuvarlak

trampa: değiş tokuş

tutacak: maşa

tuyan: şişman


U


ufanmak: yorulmak

uğratmak: kovmak

uğur: yan, yön

ulaa (ulah): dilencilik yapan çingenelere denir. Üstbaşları sürekli kirli ve yırtık pırtıktır.
Bir cemiyette rüküş giyinmiş kişiden ötürü “Bak e ulaa gibi giyinmiş epten..” denir.

uliş: oğlak

ummak: canı çekmek

urba: takım elbise

uşak: çocuk

uyuntu: uyuşuk ve tembel kimse

uzakanne: anneanne


Ü


üülen: öğle

ünük: boğaz

ünüklemek: boğazına sarılıp sıkmak

ütülemek: Ateşten geçirmek. Kümes hayvanları kesildikten sonra tüyleri kalmasın diye ütülenir.
üüme: yığın (yığma,ot üümesi, kum üümesi)

üücek: yığma,çeşit fonksiyonlu,toprak yerleri.

üücek: yüksek



V


viran: insane için zayıf, cılız. Başka birşey için eski ve dökük anlamındadır

vagabont: serseri


Y


yaba: iki kıvrık dişli ot toplama tarım aleti.(diğren cinsi)

yağ: batarya ya da pil (eski zamanlardaki pillerin içindeki iletken madde yağ gibiymiş)

yağlaycam ikicik: iki tokat atacağım manasında

yağlık: mendil

yalabık: kaygan

yansılamak: taklit etmek

yantiri: ortalığı karıştırmak için her söylenenin tersini söyleyen, nifakçı

yaprılmak: yassılmak, düzleşmek

yarka: civciv-piliç-yarka-tavuk (yaşlarına gore)

yasla: anaokulu, kreş

yaslanmak: ağlamak

yatık: özel biçilmiş tahtalardan genelde dut ağacı veya akasyadan yapılan su kabı

yazovir: göl

yemeni: ayakkabı

yene bejanim: evet canım.

yılık: şaşı

yiğin: hafif

yiğinti: yiyecek

yire: vücudun normal deformasyonun dışında sağa ya da sola doğru kamburluk.

yorukmak: yorulmak

yöömsüz: aç gözlü ve midesiz insanlara denir

yörük: yarış atı

yudum: lokma

yüklü: hamile.


Z


zabın: zayıf, çelimsiz

zatı: zaten

zaykoculuk yapmak: ispiyonculuk

zeer (zahir): tabii, elbette

zemane: yeniyetme gençlik

zem etmek: dedikodu yapmak

zerdeli: kayısı

zeytun: zeytin

zıgıcılık: cimrilik

zığın: genç erkek geyik

alıntıdır..
Kayıtlı
Göksel

Kuralli yasamaktir amaç, Rehberin BG-HİT Olsun,
Aklinda varsa soru FORUM KULLANIMI aklinda olsun,
Anlamazsan forumu MSN POMOSHT'a bekleniyorsun.
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
Otomatik Tag
Razgrad ve Deliorman yöresinde kullanılan kelimeler ve anlamları, bulgarca mp3, Razgrad ve Deliorman yöresinde kullanılan kelimeler ve anlamları, bulgarca video clip, Razgrad ve Deliorman yöresinde kullanılan kelimeler ve anlamları, bulgarca full album, Razgrad ve Deliorman yöresinde kullanılan kelimeler ve anlamları

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Razgrad Güzelleri Folklor Grubu Razgrad Göksel 0 780 Son Mesaj 06 Nisan 2010, 09:19:45
Gönderen: Göksel
Razgrad ın neresindensiniz Razgrad Göksel 9 2034 Son Mesaj 17 Eylül 2010, 05:01:35
Gönderen: EnZoo
Razgrad-Bulgaria >>> By nesrin013 Razgrad Göksel 0 630 Son Mesaj 06 Nisan 2010, 09:46:36
Gönderen: Göksel
Razgrad İlini taniyalim Razgrad Göksel 1 885 Son Mesaj 06 Nisan 2010, 10:30:55
Gönderen: Göksel
Razgrad Koyleri Razgrad Göksel 0 2032 Son Mesaj 06 Nisan 2010, 10:15:54
Gönderen: Göksel
Razgrad ve Deliorman hakkında birkaç söyleşi Razgrad Göksel 0 934 Son Mesaj 06 Nisan 2010, 10:17:15
Gönderen: Göksel
Razgrad Resimleri Razgrad Göksel 1 2065 Son Mesaj 17 Haziran 2011, 23:35:47
Gönderen: yazgülü
Razgrad Panayır 2007 Razgrad Göksel 1 847 Son Mesaj 29 Kasım 2010, 07:26:54
Gönderen: adnansezer
Gezegenlerin Anlamları... Burclar ve Ozdellikleri Ƭ-Ʀ-ƛ-Ɲ-Ƈ-Є 0 249 Son Mesaj 07 Mayıs 2010, 18:58:01
Gönderen: Ƭ-Ʀ-ƛ-Ɲ-Ƈ-Є
Kadın mimiklerinin anlamları ? Baylar Tunalı√ 5 1538 Son Mesaj 23 Şubat 2011, 23:17:02
Gönderen: Şenay

| Site Map | Arsiv | XML |
MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu! Dilber MC Theme by HarzeM
Bu Sayfa 0.386 Saniyede 32 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.022s, 2q)
SimplePortal 2.3 © 2008-2009, SimplePortal