Bulgaristan'da ilk demiryolu Varna ile Ruse şehirleri arasında yapılmış. 1 Eylül 1861'de devrin padişahının fermanı ile yapımına karar verilen projeye, 21 Mayıs 1864 'de yapımına başlanmış. O zamanın Ruse Valisi Arif Paşa tarafından temeli atılan demiryolu projesinin, Tuna Vilayet Valisi Mithat Paşa tarafından da yapımı hızlandılmış. Projeye her iki taraftan (Ruse– Varna) da başlanmış olup ilk yıl sonunda 50 km demiryolu tamamlanmış. 26 Ekim 1866'da Mithat Paşa tarafından açılan demiryolu, 224 km uzunluğunda ve 8 istasyondan oluşuyor Katedral Katedral, 1877 –1878 , Osmanlı – Rus Savaşı'ndan sonra bu savaşta ölen askerlerin anısına dikilmiş olan ilk anıt özelliğini taşıyor. 22 Ağustos 1880 tarihinde Knyaz Aleksandır Batenberg ve çok sayıda vatandaşın katılımıyla temeli atılan katedral, 3 Ağustos 1886 tarihinde ibadete açılmış. Katedral, Sv. Arhangel Mihail'in adını taşıyor. Varna'nın merkezinde bulunan katedral, şehre gelen yerli ve yabancı turistler tarafından ziyaret edilen mekanların başında geliyor. Delfinaryum 19 Ağustos 1984 tarihinde ziyarete açılan eğlence merkezi, Varna'nın en büyük parkı olan Morska Gradina'da bulunuyor. 30 x 30 ebatlarında olup bin 200 seyirci kapasitelidir. Delfinaryum'un havuzunun suyu özel boru sistemleriyle denizden sağlanıyor. Şu an 3 Yunus balığıyla hizmet veren merkez, Varna'ya gelen çok sayıda yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edilmekte. Zlatni Pyasıtsi (Altın Kum) Bulgaristan'ın en büyük turizm komplekslerinden biri olan Zlatni Pyasıtsi, Varna'dan 18 km uzaklıkta ve 'Altın Kum' Tabiat Parkı'nda yeralmakta. Kompleks yaklaşık olarak 177 hektarlık bir alana yayılmış. Bu kompleks içinde 69 otel ve çok sayıda dinlenme merkezlerinin yanısıra spor ve eğlence merkezleri de bulunuyor. Kompleks ayrıca suyunun ve çevrenin çok temiz olması sebebiyle Uluslar arası Çevre Örgütü'nün mavi bayrağını taşıyor. Plajın uzunluğu yaklaşık olarak 3,5 km, genişliği de yer yer 1 km'ye ulaşmakta. Akvaryum – Deniz Müzesi Akvaryum– Deniz Müzesi 1932 yılında açılmış olup Bulgaristan'da türünün tek örneğidir. Akvaryumda yüzlerce tatlı su ve deniz balıklarının yanı sıra yengeç, midye gibi değişik deniz canlıları da bulunuyor. Başlıca 3 bölümden oluşan akvaryumun 1. bölümünde levrek, kefal, sazan vb. balıklar; 2. bölümde yengeç, midye vb. değişik deniz canlıları ve 3. bölümde ise deniz kuşları, köpek balığı vb. deniz canlıları bulunuyor. Giriş kısmında ise tropikal iklim kuşağı balıkları yer alıyor.
Sayın Yordanov, bize Bulgaristan'ın Karadeniz merkezi sayılan Varna'nın 21. yüzyıla girerken portresini çizer misiniz? Geleceğe yönelik beklentileriniz nelerdir? – Bulgaristan'ın Karadeniz merkezi sayılan Varna şehri eski ve gururlu bir Avrupa şehridir. Bölge insanları ince ve estetik bir ruha sahip. 1989 yılından sonra milli ekonominin değişikliğe uğraması ve büyük sanayi fabrikalarının özelleştirilmesi Varna'nın ekonomisini olumsuz yönde etkiledi. Fakat son 3–4 yılda yerel ekonomi canlanmaya başladı. Yabancı ve yerli yatırımcıların Varna'ya olan ilgisi her geçen gün artıyor. Yeni sezonda turizm bir hayli gelişti. Eski partnerlerimiz tekrar turizme geri dönüyor. Üç yıldır bölgedeki kültür turizminin gelişmesi için bir proje üzerinde çalışıyoruz, zira Varna'nın tarihi ve tabiatı buna elverişli. Varna'nın sakinleri kendilerini kadim uygarlıkların müdavimi olarak görüyor mu? – Saklanan, özenle korunan ve zenginleştirilen gelenekler her milletin tarihinin tacıdır. Biz Avrupalı ruhu taşıyoruz ve millî tarihimizi iyi saklıyoruz. Bugün, turistler ve şehre gelenler Varna'nın tabii güzelliklerini, tarihi, arkeolojik, mimari ve kültür anıtlarını zevkle seyretme imkanı buluyor. Varna, 26 yüzyıl önce Milet şehrinden gelen müstemlekeci Elinler tarafından kurulmuş. Şehrin ilk adı Odesos'tur. Kadim Dünya'nın en büyük ve en zengin şehirlerinden biri olarak bilinen Odesos, MÖ 3. – 2. yy'da maddî ve manevî gelişiminin doruğuna ulaşmıştır. O dönemde Varna'da demir para da basılmış. Şimdiki adıyla Varna Ortaçağ'a ait kaynaklarda geçmektedir. Bu topraklarda mevcut olan, Yunan ve Roma kültürlerinden önce gelen, eski kültürlerin mükemmel anıtlarının yanında Varna'nın Avrupaî çehresini ve uygun iklimini de göz önünde bulundurarak, Varna'nın şerefli bir geçmişinin olduğu gibi parlak bir geleceğinin olduğunu da söyleyebiliriz. Varna Belediyesi'nin, yabancı yatırımcıların hisselerinin de büyük olduğu ekonomi, kültür ve turizm sektörlerinde farklı projeler uyguladığı biliniyor. Bu sektörler için projeler üretmeye devam edecek misiniz? – Bu sürekli bir eğilimdir. Son 2–3 yılda ticaret ve ulaştırma sektörlerine yönelik büyük binaların inşa edilmesi için 17 milyon dolarlık yatırım yapıldı ve bin 200 iş yeri açıldı. McDonald's, Shell, OMV, KFC vb. şirketlerin projelerinin gerçekleştirilmiş olması, Varna Belediyesi'nin yatırımları artırmaya yönelik planlarının apaçık kanıtı. Yabancı yatırımcıların ilgisini çeken bir diğer proje de şehre doğalgaz sistemi döşemek. Bu konuda şu ana kadar Alman, İtalyan ve Rus şirketlerinden talepler geldi. Varna'ya yabancı ve yerli yatırımcılar yatırım yapıyor. 1999 yılında 18 milyon 150 bin levalık yatırım varken, 2002 yılında bu rakam 124 milyon 400 bin levaya çıkmıştır. Varna, hem yaşanacak hem de para ve fikirlerin yatırılması gereken bir yerdir. Varna'nın global süreçlere entegrasyonu ve dış dünya ile ilişkileri hakkında neler söyleyeceksiniz? – Kadim bir tarihin mirasçıları ve Avrupa ruhlu Bulgarlar olmanın yanında Varnalılar, kültürel faaliyetlerini milli ve uluslar arası gelenek haline getirmeyi başarmıştır. Varna, Avrupa'da en eski müzik festivallerden biri olan Varna Yazları adlı Uluslar arası Müzik Festivali'nin de başkenti sayılmaktadır. 1926 senesinden itibaren organize edilmeye başlanan festival bu yıl 78. yılını tamamlayacak. Kültür geleneklerimiz 15'i aşkın uluslar arası ve millî festival ve yarışmalarla, onlarca müze, galeri, tiyatro, opera ile devam ettirilmektedir. Varna, tarihi boyunca misafirperver ve dünyaya açık bir şehir olmuştur. Belediyemiz, Selanik, Malmo, Paris, Lion, Porto, Palma de Mallorka, Rostok, Hamburg, Ninbo, Dordreht, Akabe ve daha birçok şehirle iş ve dostluk ilişkileri sürdürmektedir. Deniz kenarında yaşayan insanlar olarak bizler, köprülerin yalnızca bir sahilden diğerine geçmek için değil, insanları, kültürleri ve gelenekleri birleştirmek için de kullanılması gerektiğine inanıyoruz. Ayrıca, Varna'yı tanıtma amaçlı 10 kitap olarak düşünülen Varna Hakkında Kitaplar serisinin üçüncüsünün piyasaya çıkmasından da sevinç duyduğumu ifade etmek istiyorum. Belediyemizin bir hizmeti olan bu kitapta şehrin geçmişi anlatılıyor. Zira çocuklarımız atalarının bu günlere nasıl geldiklerini bilmelidir.